GÖNLÜMÜN GÜLÜNE SALAT VE SELAM OLSUN...

• 21.5.2008 - ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM BENCEE

Kategori: ve siirler

Bir elif gibi yanlızım.. ne esrem var ne ötrem.. ne beni durduran bir cezmim, ne bana ben katan bir şeddem var... ne elimi tutan bir harf, ne anlam katan bir harekem.. kalakaldım sayfalar ortasında... bir okuyan bekledim, bir hıfz eden belki.. gölgesini istedim bir dostun, med gibi..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4.7.2007 - NE OLUR KESİN TARİH SORMA BANA IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN!

Kategori: ve siirler

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

 

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
Ihlamur çiçek açtığı zaman.

 

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine değdi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

 

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
Oniki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
Ihlamur çiçek açtığı zaman.

 

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadim Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

 

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman;
Ben, güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben, sana uğramadan
Kavlime sadıkım, sadıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben, sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Bahattin KARAKOÇ

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 19.9.2006 - SAKARYA

Kategori: ve siirler

Sakarya Türküsü


İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını aşsalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Şair : Necip Fazıl Kısakürek

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16.9.2006 - ŞEHİT VE ANNESİ

Kategori: ve siirler

Şehit ve annesi

 

Şehit ve annesi

Alnında boncuk boncuk teri
Yüreği cesur dilinde annesi
Ölüme üzülecek değil korkusuz yüreği
Düşününce annesini
Üzüntüsü onadır belki
Bilemezsin şehidin yüreği
Saplandığında kör kurşun bedenine
Kanlar sardı şehidi
Kirlenir mi o toprak şehidin kanıyla
Bir kez daha yıkandı toprağımız namus vatan aşkıyla
Şehit anasına ağlama demek olur mu?
Sütünü verirken kurduğu hayallere
Oğlunu er eylerken bekleyen gözlerine
Ölüm haberini duyunca akan yaşlara dur denir mi?
Tek teselli belki şehitlik mertebesi
Ama oğlunu görmeyen ananın yüreğine yeter mi?
Kirli bir oyun gibi yaşananlar
Bir telefon edince mutlu mu olacak şehit anası
Kurulmuş yerinden izlerken olanları
Kurşunlar yağdı gencecik bedenlere
Hadi dur desene kurşunlara
Kaç şehit verdik bu topraklara
Ağlama diyin şehit analarına
Ağlama diyin de feryatlar yüreğinize kurşunlar yağdırsın
Ağlama diyin de
Şehit anaları bakışlarıyla sizi param parça yapsın
Boğazımda düyümlenen çığlıklar
Bedenimde sızılar var
Annem diyen dilini özler bakan gözlerini
O evden çıkınca arkasından oğluna bakmayı özler
En sevdiği yemeği yapınca anne ellerini sağlık demesini özler
Annedir o oğlunu özler
Şehidini özleyecek gözleri
Oğlunu şehit verdi ya
Toprağına dalacak gözleri
Kokusunu özleyecek kuzusunun
Şehit diyecekler yüreği yanacak
Oğlum diyecek oğlum, oğlum, oğlum
Durup karşısında sus pus olacak dudaklar
Şehit anası başlayacak nasıl kıydılar
Kuzum diyecek içimiz yanacak
O ana yine defalarca binlerce kez
Günlerce gecelerce yıllarca
Oğlum diyecek
oğlum,oğlum,
Oğlum,oğlum,oğlum
oğlum, oğlum, oğlum
Gidecek şehidinin mezarına
Yüreğinde yangınlar
Nasıl kıydınız kuzuma
Uyan diyecek kuzusuna
Uyan kuzucum uyan da gel annenin yüreğine
Kuzum diyecek anne kuzum hiç dinmeyen acısıyla ….
Annesine belki rüyasında gelecek kuzusu ağlama diyecek
Ağlama annem ben rahatım toprağımda
Şehit oldu oğlun yüreğini ferah tut ebedi mutluluk var burda
Sıçrayarak uyanacak şehit anası
Ağlayacak feryat edecek

Anan kurban olsun sana kuzummmmmmmmmm
Kurban olurum özledim oğlum özledim diyecek yıllarca ………….

Bahar Taş

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16.9.2006 - SELİMİYE

Kategori: ve siirler

Selimiye

Karanlığa inat,fışkırıyor üstünde nur
Bu gece çok baktım,korkuyorum,nazar olur...

Yüzyılların öyküsü,saklı eşsiz kubbende
Kimse bakmıyor benim kadar,Allah desende...

Osmanlı'nın en büyük,miraslarından biri
Asırları saymayın,o asırlardan diri...

Gözümü almakta,içindeki binbir çini
Derdini bilirim,herkes unuttu dinini...

Gör,neresinden görmek istersen Edirne'nin
Boşa edilmedi kavgası,üç beş lalenin...

selim Padişah başta,ardında Mimar Sinan
Ey sevgilim! Sen bana,mirassın Osmanlı'dan...

Şahsına benzetme bulmak,oldukça zor bir iş
Sen sadece akılda,ışıklı bir beliriş...

Mısralar aciz kalır,seni anlatmaya da
Dalıp dalıp giderim,sana ağlarım yada...

Ben şair oldum olalı,aşık derler bana
Şahanem,sevgilim,sence bunlar kimden yana...

Bakın lisanımdan anlayan,şu sevgiliye
Açık adresi Edirne,ismi Selimiye...

Cüneyt Behlül Uz Selimiye

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5.9.2006 - bir gül olaydımmmm

Kategori: ve siirler

 
 

 BİR GÜL OLSAYDIM

Bir gül olsaydim
Yapragim olur muydun?
Kirmizi yapraklarima kan veren
Topragim olur muydun?

Bir gül olsaydim
Sende bulut olur muydun?
Benden uzak oldugun için
Aglar durur muydun?

Bir gül olsaydim
Beni dalimdan koparir miydin ?
Odandaki vazoya kor
Herzaman yanimda olur muydun ?

Eger bir güle bu kadar deger verirsen
Onu candan çok seversen
Birak bu gülün bir yapragi olayim
Ve gözlerinin önünde yavas yavas solayim.

Sende benim gibi gül olamayasin
Hasret acisi ile sararip solamayasin
Güller tek degildir bir birine benzer
Ama sen benim birtanemsin

 

 

BENCE GÜZEL BİR ŞİİR

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1.9.2006 - GÖZLERİNE YAZILMAMIŞ BİR DESTAN

Kategori: ve siirler

 

 

GÖZLERİNE YAZILMAMIŞ BİR DESTAN

bu şiirde iki göz var
biri senin; biri onun
Senin o karanlık, küf kokulu
matem gözlerini terkediyorum

biliyorum; saçlarının sarısı
gözlerinin yeşiline karışmış
biliyorum; sana benzemek için
melikeler birbiriyle yarışmış
fosforlu ve derin bakışlarına
çağlar boyu nice destanlar yazılmış
oysa ben görülmedik bir lale yaprağına
gökleri kıskandıran bir destan yazıyorum
gözlerin değişip kaplasın karanlığı
bütün ufukları sarsın gözlerin
gene de hep bende kalsın gözlerin

l
kapama gözlerini; karanlıktan korkarım
atlılar kaybeder yolunu, hasretimin
posta güvercinleri geri dönmez ülkeme
yaslı dereler gibi mutsuzluğa akarım
kapama gözlerini; karanlıktan korkarım

ll
ateşten ve köpükten sıyırıp ellerimi
mekanımı gülistan eyleyendir gözerin
isyanıyla ihtiras ve gerilim yaşayan
Kabil’in ruhunu kan eyleyendir gözlerin
vuslat aşkını Leyla düşürmedi çöllere
arzı Mecnun’a hicran eyleyendir gözlerin
gözlerinde başladı tarihin macerası
Adem’i Havva’ya ram eyleyendir gözlerin
Kerem dağlar ardında aradı gözlerini
Kamber’i bile viran eyleyendir gözlerin
Ferhat dağları deldi yolunu bulmak için
sevmeyenleri giryan eyleyendir gözlerin
suların emzirdiği muamma bir çocuğu
yedi iklime hakan eyleyendir gözlerin

lll
gözlerin göklerinde
her yüzyılın başında
birer akkor olmuş gözlerin
çekip çıkarsam da mısralarımı
ben yalnız gözlerinin şairiyim aslında

hangi rüzgara verdiysem aşkımı
beni alıp yangınlara götürdü
muştu beklediğim bütün yelkenlilerden
ateş düştü içime

lV
yüreğimden fışkıran bir “ah” mıdır gözlerin
beni benden koparan “eyvah” mıdır gözlerin
Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil
yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin
ses midir, aynalarda çarpan kulaklarıma
kürdili hicazkar mı, segah mıdır gözlerin
Arif Bey’i Itri’yi ömür boyu inleten
nihavend mi, sultan-ı yegah mıdır gözlerin
kubbesinde yitirdim zaman duygularımı
akşam mıdır, gece midir, sabah mıdır gözlerin
ruhumu baştan başa acılarla dokuyan
beynimi kurşunlayan silah mıdır gözlerin
her köşede zifiri bir silüet bırakan
gönül memleketimde seyyah mıdır gözlerin
renkler avare; sitem başıboş kuytularda
mavi midir, yeşil mi, siyah mıdır gözlerin
yoksa yalancımıdır, günah mıdır gözlerin

V
nihan kıldı gözlerin bana kapılarını
oysa ben gözlerinden girerdim yüreğine
her bakışın bir damla ab-ı zindegan idi
hicranlı her gülüşün bin yıllık figan idi
içime, soluşundan sonra koyu renklerin
birer şirpençe gibi düştü gözbebeklerin
feryadıma gök bile bigane değil şimdi
söyle, kurtuluşun mu, harabın mı gözlerin
gözlerinde mi mehtab; mehtabın mı gözlerin

Vl
çağlayanlar bile hararetlidir
buğday başağının açlığıdır ufuklar
siperleri aşıklar mı doldurmalıydı
zalimler mi
neden böyle hıçkırıklı, umutlar

Vll
beni hangi urganla bağladın gözlerine
beni hangi ırmağa karıştırdın yeniden
senden kopamıyorum gözlerin var oldukça
sensiz yapamıyorum yüzün bahar oldukça
gözlerine baktıkça duruluyor yüreğim
ölse de, gözlerinden soruluyor yüreğim
indirme kirpiğini; tutuşmasın kainat
nazar kıl; ferahlasın; kavruluyor yüreğim
sensiz küle dönerek savruluyor yüreğim

Vlll
diyorlar ki ağla
ağla ki dumanı dağılsın yolların
ağlamayı denizlere bıraktım


yalnız gözlerindir hayatta kalan
uğruna adandığım
mahşeri sularla çevirip dört yanından
gönlümde sakladığım
aynalarda arayıp bulamazken günboyu
gölgesinde konakladığım
gözlerindir ufkumda dalgalanan

Rüstem’in kanını döktüm yerlere
İstanbul’u kuşattım gözlerin için
Azrail’e koştum siperlerimden
gözlerine baka baka dirildim
niçin kızıl kıyamettir gölerin bu gün
niçin heyelan var eteklerinde
İsrafil’den işaret mi almışsın
yanaklarında mahşer kalıntısı
dudaklarında mizan
bütün gamlı hüdhüdler Belkıs’le döner sana
yıldızlar vuslat için her gece iner sana
rengini, gözlerinde kaybolan bilir

lX
gözlerin uğrak yeridir bestekarların
şairler hüzne dalar yeşil okyanusunda
eşiğinde ölümsüz dilenciler
gözlerin gecenin intiharıdır

sen gözlerine mahkumsun; gözlerin bana
ben şiir yazmasam, kim tanır gözlerini
geçerken yalnızlık sokağından
hangi demirci indirir parmağına çekici
hangi berber yanağını keser müşterisinin
gözlerine bakmasam, doğar mı güneş

X
gözlerin boşluğa akan bir ırmak değil
gözlerin sadece ölmek, yaşamak değil
gözlerin tükeniş doruklarında
bulunmayanları aramak değil
gözerine aşina olduğum günden beri
ben artık hır gece sesleniyorum
düşe kalka
yorgun argın
derbeder
yapayalnız
duruyorum; yanlış anlaşılıyor
her hücremde bir inkılab
her gönlümde bir mahitab
evim harab; ömrüm harab
ne ay kaldı, ne de mehtab
gök bulanık; ufuk silik
gene de mağrur ve dimdik
yürüyorum; mezarım oluyorsun ansızın

Xl
bu son şiir, o küflü gözlerine yazılan
bu son mezar kalbimde hicranla kazılan
senin gamsız gözlerin kahkahalar atarken
benim gözlerim viran; ağlamaya değer mi
her cilven bir ıstırab; her nazın kapkaranlık
yorgun kuraklığında ıslanmaya değer mi
hiç güzel olur muydun gözlerin olmasaydı
ateşlere girmeye ve yanmaya değer mi
bir kevser ırmağında serinlemek dururken
sellerine karışıp bulanmaya değer mi
aydınlığın gözleri çağırıyor kalbimi
zehir bakışlarınla boyanmaya değer mi
gözlerine bir ömür dayanmaya değer mi

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28.8.2006 - GÜZEL BİR ŞİİR HAYDİ PAYLAŞALIM

Kategori: ve siirler

sen vurdun da ben ölmedim mi
Kategori: A/Ahmet Selçuk İLKAN
Değerlendirme: 4.67 out of 5.00
Gönderen: n/a


Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı
Artık benden pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyosan
Çek silahını-daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

HERZAMAN DOĞRUYU SÖYLE... NE DEDİĞİNİ HATIRLAMAK ZORUNDA KALMAZSIN.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

maviperi
yunusum
fatima
melissa2
sensizz
cekirge
hurrem
Özkan Özdemir
hakkinrahmeti
sufikalbi
nesrin768
dostlukrehberi
yaseminnce
onlaruyurken
selamunaleykum
vuslatyolculugu
zahara
seraparda
yenibirgun
geceyetebessum
emelsen
silayar
kevserbanu
fuadyusufoglu
neredeyim
iremkizdenkodlar
yagmuradogru
01hediyemin
islambirligi
angel921992
birlahza
alike
hizmetnimettir
kalbinur
eyvahmelikemutfaktaNur Alemi
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa
Google

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

Kuran-i Kerim Dinle

Sure İsmi

Media Player

Sure İsmi

Media Player

Fatiha Suresi

Dinle

Kaf Suresi

Dinle

Bakara Suresi

Dinle

Zariyat Suresi

Dinle

Al-i İmran Suresi

Dinle

Tur Suresi

Dinle

Nisa Suresi

Dinle

Necm Suresi

Dinle

Maide Suresi

Dinle

Kamer Suresi

Dinle

En'am Suresi

Dinle

Rahman Suresi

Dinle

A'raf Suresi

Dinle

Vakıa Suresi

Dinle

Enfal Suresi

Dinle

Hadid Suresi

Dinle

Tevbe Suresi

Dinle

Mücadele Suresi

Dinle

Yunus Suresi

Dinle

Haşr Suresi

Dinle

Hud Suresi

Dinle

Mümtehine Suresi

Dinle

Yusuf Suresi

Dinle

Saff Suresi

Dinle

Ra'd Suresi

Dinle

Cum'a Suresi

Dinle

İbrahim Suresi

Dinle

Munafıkun Suresi

Dinle

Hicr Suresi

Dinle

Teğabun Suresi

Dinle

Nahl Suresi

Dinle

Talak Suresi

Dinle

İsra Suresi

Dinle

Tahrim Suresi

Dinle

Kehf Suresi

Dinle

Mülk Suresi

Dinle

Meryem Suresi

Dinle

Kalem Suresi

Dinle

Taha Suresi

Dinle

Hakka Suresi

Dinle

Enbiya Suresi

Dinle

Mearic Suresi

Dinle

Hacc Suresi

Dinle

Nuh Suresi

Dinle

Mi'minun Suresi

Dinle

Cin Suresi

Dinle

Nur Suresi

Dinle

Müzzemmil Suresi

Dinle

Furkan Suresi

Dinle

Müddessir Suresi

Dinle

Şuara Suresi

Dinle

Kıyamet Suresi

Dinle

Neml Suresi

Dinle

İnsan Suresi

Dinle

Kasas Suresi

Dinle

Murselat Suresi

Dinle

Ankebut Suresi

Dinle

Nebe Suresi

Dinle

Rum Suresi

Dinle

Nazi'at Suresi

Dinle

Lokman Suresi

Dinle

Abese Suresi

Dinle

Secde Suresi

Dinle

Tekvir Suresi

Dinle

Ahzab Suresi

Dinle

İnfitar Suresi

Dinle

Sebe Suresi

Dinle

Mütaffifin Suresi

Dinle

Fatır Suresi

Dinle

İnşikak Suresi

Dinle

Yasin Suresi

Dinle

Buruc Suresi

Dinle

Saffat Suresi

Dinle

Tarık Suresi

Dinle

Sad Suresi

Dinle

A'la Suresi

Dinle

Zümer Suresi

Dinle

Gaşiye Suresi

Dinle

Gafir(Mü'min Suresi)

Dinle

Fecr Suresi

Dinle

Fussilet Suresi

 

Dinle

Beled Suresi

Dinle

Şura Suresi

 

Dinle

Şems Suresi

Dinle

Zuhruf Suresi

Dinle

Leyl Suresi

Dinle

Duhan Suresi

Dinle

Duha Suresi

Dinle

Casiye Suresi

Dinle

İnşirah Suresi

Dinle

Ahkaf Suresi

Dinle

Tin Suresi

Dinle

Muhammed Suresi

Dinle

Alak Suresi

Dinle

Fetih Suresi

Dinle

Kadir Suresi

Dinle

Hucurat Suresi

Dinle

Beyyine Suresi

Dinle

Zilzal Suresi

Dinle

Tekasur Suresi

Dinle

Adiyat Suresi

Dinle

Asr Suresi

Dinle

Karia Suresi

Dinle

Humeze Suresi

Dinle

Fil Suresi

Dinle

Maun Suresi

Dinle

Kureyş Suresi

Dinle

Kevser Suresi

Dinle

Kafirun Suresi

Dinle

Tebbet Suresi

Dinle

Nasr Suresi

Dinle

İhlas Suresi

Dinle

Felak Suresi

Dinle

Nas Suresi

Dinle